gece olunca içime bir ölüm düşüncesi sızıyor.
kapının altından giren soğuk gibi.
hiç davet etmedim,
sanki kendi kalbimin üstünden geçiyor.
bir gün duracak diyorum.
bir yerde, bir anda,
hiçbir şey söylemeden.
düşünüyorum bazen
cam ağaçlarında asılı kalmış hayatlar var bu dünyada.
rüzgar değdikçe sallanan
yarım kalmış insanlar.
ben de onlardan biriyim
gece kendime soruyorum.
yalnızlığım köpek gibi kapımda beklerken
ölüm, morgun soğuk duvarlarında
sigarasını yakıyor sanki.
sabah olunca hiçbir şey olmamış gibi
insanların arasına karışıyorum.
ama biliyorum…
gece yine gelecek.
gece ilerledikçe
odanın içi ağırlaşıyor.
sanki görünmeyen biri
yatağın ucuna oturmuş da
sessizce beni seyrediyor.
düşünüyorum;
insan ölmeden önce mi yalnızdır
yoksa yalnız olduğu için mi ölümü düşünür.
pencereden bakıyorum —
sokak lambasının altında
yorgun bir gece duruyor.
bir köpek geçiyor uzaktan,
kimseye ait olmayan bir gölge gibi.
içimden bir ses diyor ki:
“bir gün sen de bu dünyadan
sessizce geçeceksin.”
hiçbir kapı açılmayacak,
hiçbir isim çağrılmayacak ardından.
sadece rüzgâr dolaşacak sokaklarda
ve birkaç unutulmuş düşünce
cam ağaçlarının dallarında sallanacak.
o zaman anlıyorum —
ben ölümden değil,
benden sonra dünyanın
hiç değişmeyecek olmasından korkuyorum.
kelimeler geceye asılı kalıyor.
insan bazen kendi kalbinin misafiri gibi yaşıyor
ve ev sahibi ne zaman kapıyı kapatacak
bilmiyor.
düşünüyorum:
bunca insan, bunca şehir, bunca gürültü…
hepsi bir gün sessiz bir toprağa dökülecek.
adlarımız bile rüzgârın ağzında aşınacak.
gece ilerledikçe
ölüm düşüncesi bir gölge gibi büyüyor odada.
lambayı söndürsem karanlık çoğalacak,
yakarsam içimdeki karanlık eksilmeyecek.
bir zamanlar hayatın ortasında yürüdüğümü sanırdım.
meğer kenarında dolaşıyormuşum.
bir adım daha atsam
uçurum başlayacakmış.
pencereden baktım az önce.
sokak bomboştu.
sanki dünya çoktan terk edilmiş
ve ben son nöbetçiymişim gibi.
insan böyle gecelerde anlıyor
ölüm bir gün gelecek diye değil,
zaten yavaş yavaş içimize yerleştiği için korkutuyor.
şimdilik buradayım.
bir kalp atışı kadar hayatta,
bir sessizlik kadar ölüme yakın